USD
2009 yılı USD için iki olağanüstü trendin yılıydı. Dolar yıla güçlü bir şekilde başladı, 2008 yılındaki küresel ekonomik kriz finansal kurumların kitlesel bir şekilde risklerini azaltmasına neden olunca, Dolar’a karşı alınan kısa pozisyonlar hızlı bir şekilde kapatılmaya başlandı. Ayrıca, artan kaygının etkisiyle Forex yatırımcıları Dolar'ın güvenli limanlarına sığındılar. Yatırımcıların ABD finans sektörü ile ilgili görüşlerinden bağımsız olarak ABD, büyük tutarlardaki paraların tutulduğu yer olarak tercih edilmeye devam etti. Bu durumu, büyük yatırımcıların milyarlarca dolarlık tutarları bir likidite problemine yol açmaksızın yatırmalarından görebiliriz.
Ancak tüm bunlar Mart ayı civarında hisse senetleri piyasalarının ralli yapmasıyla beraber değişti. Mart ayında hisse senetlerindeki en düşük seviyeler krizin dip yaptığı şeklinde algılandı, yatırımcılar ekonomik büyümeye ve daha yüksek verimli yatırım araçlarına odaklanmaya başladılar. Risk iştahı arttıkça Forex yatırımcıları düşük faizli ABD Doları'ndaki pozisyonlarını kapatarak daha yüksek verim getiren para birimlerine yöneldiler. Ayrıca ABD’deki yükselen işsizlik endişeleri yatırımcılar üzerinde, ABD Merkez Bankası’nın faiz oranlarını rekor seviyelerde düşük olarak sürdüreceği ve uygulanacak ekstra teşviklerin ABD Dolar'nda değer kaybına sebep olacağı kanısı oluşturdu. Bunun bir sonucu olarak Dolar endeksi 2008’in en düşük seviyelerine kadar geriledi ve hatta Japon Yeni %0,1'lik faiz oranına rağmen Dolar’a karşı son 14 yılın en yüksek fiyatına ulaştı. Genel olarak yıl boyunca Dolar, kötü gelen ekonomik verilere yükselişle ve piyasa iyimserliğinin artışına ise düşüşle tepki verdi.
EUR
2008 yılında Avro, Forex yatırımcılarının çok uluslu Avrupa Bölgesi’nin küresel ekonomik kriz ile başa çıkma konusunda zorluk yaşayacağını hissetmeleri nedeniyle zayıfladı.
2009 yılında ise Forex yatırımcıları bunun tam aksine Avrupa Bölgesi’ndeki çok ulusluluğun çok yüksek bir zararı sınırlandıracağını düşündüler. Sonuç olarak Avro’ya karşı duyulan güven olumlu yönde gelişti ve Avrupa Merkez Bankası’nın parasal gevşeme politikalarını terk etmesinin yanı sıra faiz oranlarını da yükseltmesi beklendi. Bu sayede Avro, yılı ABD Doları'na, Pound'a ve Japon Yeni'ne göre çok daha yüksek performansla geçirdi.
Ancak, dördüncü çeyrek geldiğinde İngiltere Merkez Bankası ve özellikle de Başkan Trichet Avrupa Bölgesi ülkelerinin borçlanma seviyeleriyle ilgili endişelenmeye başladı. Bu durum Avrupa Merkez Bankası’nın 2009 yılı faiz artışı beklentilerini yumuşatmasına sebep oldu. Beklentilerdeki bu değişiklik Avro'nun yılın son yarısında tüm majör para birimlerine karşı zayıflamasına yol açtı.
GBP
Pound, tüm majör para birimleri içinde 2009 yılı boyunca Forex yatırımcılarının piyasa algısındaki değişimlerden belki de en çok etkilenen para birimi oldu. İlk olarak, EURGBP paritesinin yükselmesiyle ve GBPUSD paritesinin en düşük seviye olan 1,3500 seviyesini bulmasıyla, Pound hızla değer kaybetti. Bu hareketlerin sebebi İngiltere ekonomisiyle ilgili olan karamsar öngörülerdi. Forex yatırımcıları, konut sektöründeki balonun patlaması, banka iflaslarıyla ve üretim sektörünün daralmasıyla boğuşmakta olan İngiltere’nin, küresel krizden olumsuz yönde etkileneceğine inandılar.
Şaşırtıcı bir şekilde İngiltere ekonomik verileri Forex analistlerinin beklentilerini karşılıyordu ve her ne kadar İngiltere 2009'un 2. çeyreğinde ekonomik daralmadan etkilendiyse de krizin dip yaptığı görülebiliyordu. Bunun sonucunda Pound büyük yükselişine başladı ve GBPUSD en düşük seviyelerinden sonra %25’in üzerinde bir yükseliş kaydetti. Ancak, İngiltere Merkez Bankası’nın ekonomik verileri görmezden gelmeye karar vererek para politikalarını gevşetmesi nedeniyle bu kazanımlar kısa sürdü, bunun sonucunda piyasaya fazladan Pound sürüldü. İngiltere Merkez Bankası, İngiltere'deki toparlanmanın kaynağının kendi canlandırma paketleri olduğunu ve canlandırma paketlerinin erken sonlandırılmasının ekonomiyi yeni bir çöküşe karşı kırılgan ve savunmasız hale getirebileceğini ileri sürdü.
İngiltere Merkez Bankası’nın faizleri arttırma konusunda yavaş davranması, bankanın tutumunu temel alan Forex yatırımcılarının Pound ile ilgili piyasa güvenini olumsuz hale getirmeye başladı. Ancak, çoğu noktada İngiltere ekonomik verileri toparlanmaya devam etti. Sonuç olarak Pound 2009’un ikinci yarısında bir bant içerisinde seyretti ve işlemler İngiltere Merkez Bankası'ndan gelen açıklamaların yorumlarıyla yön buldu.
JPY
Yen, tilt oyunundaki top gibi yıl boyunca gün içi hareketler sergiledi. Ancak tüm söylemlere ve gelişmelere karşın Japon Yeni 2009’un genel olarak daha iyi performans gösteren para birimlerinden biri olarak "güvenli liman" olma durumundan yararlandı.
Mart ayında risk iştahına bağlı ralli gerçekleşirken bile Japon Yeni şaşırtıcı bir şekilde gücünü korumayı başardı. Dolar ile karşılaştırılacak olursa USDJPY Kasım ayı sonlarında 84,30 seviyesine gerilerken son 14 yılın en düşük seviyelerini gördü. Daha da aşağıya doğru olan hareket, müdahale söylentilerinin piyasada yükselmesine sebep oldu; pek çok Forex yatırımcısının ve analistinin sandığının aksine Japonya Merkez Bankası müdahaleden kaçındı.
Japon Yeni’ndeki güçlenme, yine çok şaşırtıcı bir şekilde, yıllık Perakende Satış rakamlarının negatif gelmesi, uzun süreli deflasyon ve hisse senedi fiyatlarının düşmesi gibi Japonya temel verileri hiçbir toparlanma belirtisi göstermemesine rağmen gerçekleşti. Japon Yeni’ndeki güçlenmenin bir sebebi, Japonya’daki hisse senetlerinin dünyanın diğer hisse senetleri piyasalarındaki fiyatlara göre çok düşük kalmasıyla birlikte Japonya ihracatçılarının ve reel sektörünün nakit pozisyonlarını ve yatırımlarını yeniden Japon Yeni’ne aktarması olabilir.



